No. 02 / Ayrıntılar
Basın danışmanlığında en sık yapılan hatalar nelerdir?
İlk hata, reklam metnini haber diye göndermektir; “sektörün lideri” gibi kanıtsız ifadeler bülteni ilk satırda eletir. İkinci hata, bilgiyi eksik vermektir: tarih, yer, isim ve unvan yanlış ya da belirsiz kalırsa gazeteci doğrulama yapmak yerine konuyu bırakır. Üçüncüsü, fotoğrafın sonradan ya da düşük çözünürlükte gönderilmesidir. Bir diğer hata, haberi yalnızca tek bir mecraya vermek ve diğerlerini bu haber çıktıktan sonra aramaktır; bu durum rekabet yaşatır. Son olarak, çıkmayan haber için gazeteciye baskı yapmak ilişkiyi bozar. Bunların önüne geçmek için bülten gönderilmeden önce başka biri tarafından okunur ve bilgiler kurum içinde doğrulanır. Ayrıca bülten dilinin sade tutulması, gazetecinin metni neredeyse hiç değiştirmeden kullanabilmesini kolaylaştırır ve hata riskini azaltır.
Basın bülteni hangi haber sitelerine nasıl gönderilir?
Bülten, konusuna uygun servislere ve kişilere gönderilir; herkese giden tek bir toplu e-posta çoğu zaman okunmadan silinir. Önce haberin türüne bakılır: ekonomi, yerel yönetim, kültür-sanat ya da sağlık gibi hangi servisi ilgilendirdiği belirlenir. Ardından o servisin editörünün ya da muhabirinin e-posta adresi, mümkünse ajansın haber giriş adresi listeye eklenir. E-postanın konu satırı haberin kendisini söyler; metin gövdeye yapıştırılır, fotoğraf bağlantı ya da küçük boyutlu ek olarak verilir. Gönderim iş saatlerinde, tercihen sabah yapılır. Aynı bülten farklı gazetecilere ayrı ayrı, ismiyle hitap edilerek iletilir. Yanıt gelmeyen kişiler bir ya da iki gün sonra kısa bir mesajla takip edilir. Gönderilen her adres ve tarih bir tabloya yazılır; böylece aynı kişiye mükerrer gönderim yapılmaz ve hangi servisin yanıt verdiği sonradan görülebilir.
Basın danışmanlığı tek seferlik mi, aylık düzenli çalışma olarak mı alınmalı?
Karar, duyurulacak haberin sıklığına bağlıdır. Yılda bir ya da iki kez açılış, ödül ya da lansman gibi tek bir gelişme duyuracaksanız tek seferlik bülten ve dağıtım işi yeterli olabilir. Buna karşılık her ay anlatılacak yeni bir konu varsa, gazetecilerle ilişkinin sürekli olması gerekir; çünkü editörler tanıdıkları kaynağa daha kolay dönüş yapar. Aylık çalışmada önce üç aylık bir basın takvimi çıkarılır, her ay bir ya da birkaç bülten, medya takibi ve kısa bir rapor sunulur. Ücretlendirme mantığı kapsama, yazılacak metin sayısına ve takip yoğunluğuna göre kurulur; bu nedenle teklif, ihtiyaç konuşulduktan sonra hazırlanır. Başlangıçta üç aylık deneme dönemiyle çalışmak, iki tarafın da işin ritmini ve gerçek ihtiyacı görmesini sağlar.